Albüm Haberi / Albüm Kritik / Kapak / Kritik / Metal / Müzik | 0 Yorum

STATICA: Avenged Sevenfold Artık Bir Müzik Türü Değil, Bir Fikir

Bir grubun değişmesini gerçekten istiyor muyuz?

Yoksa değişmesini istediğimizi söyleyip, bize tanıdık gelmeyen ilk adımında ondan vaz mı geçiyoruz?

Avenged Sevenfold’un sürpriz şekilde yayınladığı STATICA EP’siyle ilgili tartışmaları okurken aklımdan geçen ilk soru buydu. Kimileri bunun grubun bugüne kadarki en cesur işi olduğunu söylerken, kimileri ise “Bu artık Avenged Sevenfold değil.” demeyi tercih etti.

Fakat belki de yanlış soruyu soruyoruz.

Çünkü STATICA‘yı “İyi bir metal EP’si mi?” diye değerlendirmek, grubun son yıllarda anlatmaya çalıştığı hikâyeyi gözden kaçırmak anlamına geliyor.

M. Shadows uzun zamandır aynı düşünceyi farklı şekillerde dile getiriyor:

“Müzik türleri giderek anlamsızlaşıyor ve sanatçılar kendilerini kalıplara hapsetmemeli.”

Life Is But a Dream… bu yaklaşımın en somut örneğiydi. STATICA ise bunun tek seferlik bir deney olmadığını gösteriyor. Artık mesele yeni bir türe yönelmek değil, tür kavramının kendisini geride bırakmak.Bu düşünce EP’nin daha ilk saniyesinde hissediliyor. Lights, dinleyiciyi alışık olduğu Avenged Sevenfold’dan bilinçli olarak uzaklaştırıyor. Elektronik dokular, işlenmiş vokaller ve atmosferik yapı ilk anda yabancı gelebilir. Zaten amaç da bu. Grup, eski formülünü yeniden üretmeye çalışmıyor; dinleyiciyi kendi kurduğu yeni dünyanın içine davet ediyor.

Bu yolculuğun merkezine ise STATICA yerleşiyor.
İlk dinlediğimde ben de birçok kişi gibi ne hissetmem gerektiğini anlayamadım. Her şey üst üste biniyor, fikirler birbirine karışıyor gibiydi. Sonra tekrar dinledim. Bir daha. Ve bir daha.

İşte o zaman bunun rastgele yazılmış bir karmaşa olmadığını fark ettim. Aksine, son derece bilinçli kurulmuş bir kaos vardı.

EP hakkında en sık dile getirilen eleştirilerden biri fazla dağınık olduğu yönünde. Belki de tam olarak amaç buydu. Çünkü yaşadığımız dünya da artık böyle. Telefon bildirimleri, sosyal medya akışları, algoritmalar, yapay zekâ ve hiç durmadan üzerimize akan bilgi…

STATICA, bütün bu karmaşayı sese dönüştürüyor. Rahatsız edici olmasının nedeni kötü yazılmış olması değil; yaşadığımız çağ kadar gürültülü olması.

İşin ilginç tarafı şu ki, ben STATICA‘ya ilk dinleyişten itibaren yakınlık hissettim. İnternetteki yoğun eleştirileri okudukça EP’ye tekrar tekrar döndüm. Her dinleyişte daha önce fark etmediğim küçük bir ayrıntıyla karşılaştım. Bu yüzden bugün ona sadece cesur bir deneme olarak değil, Avenged Sevenfold’un son yıllarda inşa ettiği yaratıcı anlayışın en doğal devamı olarak bakıyorum.

Elbette herkes aynı hissi paylaşmak zorunda değil. Zaten iyi sanatın en ilginç yanı da burada başlıyor. Herkesi aynı noktada buluşturmak yerine, aynı eser hakkında bambaşka duygular uyandırabilmesi.

Tam bu noktada Rejoice, EP’nin yönünü değiştiren parça oluyor. İlk bakışta oldukça sade görünen tekrarlar zamanla bambaşka bir etki yaratıyor. Bir süre sonra şarkıyı dinlemekten çok onun ritmine kapılıyorsunuz. Elektronik müziğin yıllardır kullandığı tekrar mantığı, Avenged Sevenfold’un kendi diliyle yeniden yorumlanıyor. İşte burada grubun artık türler arasında dolaşmadığını değil, türlerin ötesinde düşünmeye başladığını hissediyorsunuz.

Bu yolculuğun son durağı ise Ashes.

İsmi bile geride ne kaldığını anlatıyor.

Küller…

Bir şey yanmış. Bir şey geride kalmış.

Ama aynı küllerin içinde yeni bir başlangıcın ihtimali de var.

Şarkı, dört parçalık bu yolculuğun ardından dinleyiciyi sessizce kendi düşünceleriyle baş başa bırakıyor. Bir cevap vermiyor. Sadece yeni sorular bırakıyor.

Aslında EP hakkında en çok konuşulan şey bunlar değildi. Elektronik altyapılar, Auto-Tune ve vocoder kullanımı günlerce tartışıldı. Oysa bunlar yalnızca kullanılan araçlar.

Asıl mesele çok daha derinde;

M. Shadows uzun zamandır müzik türlerinin geleceğinden, teknolojiden, yapay zekâdan ve sanatın dönüşümünden bahsediyor. STATICA, bütün bu fikirlerin müzikal karşılığı gibi duruyor.

İnsanlar hâlâ “Bu metal mi?” diye sorarken, grubun sorduğu soru bambaşka: “Anlatmak istediğimiz duygu için en doğru ses buysa, neden başka bir türü seçelim?”

Avenged Sevenfold’u bugün hâlâ ilginç yapan şey de tam olarak bu. Kendi geçmişini yeniden üretmeyi reddetmesi.

Aynı yaklaşım klipte de karşımıza çıkıyor. Klip şarkıları açıklamıyor; tam tersine onları daha da belirsiz hâle getiriyor. İnsan yüzleri var ama tam anlamıyla insan değiller. Hareketler tanıdık ama aynı zamanda yapay. Sürekli bozulan ve yeniden oluşan görüntüler, dijital çağın gerçeklik algısını sorguluyor.

Bu yüzden “Neden yapay zekâ estetiği kullanmışlar?” sorusu bana hep biraz ironik geliyor. Çünkü klibin anlattığı şey zaten yapaylık. Gerçek ile simülasyon arasındaki çizginin giderek silinmesi. Bu da klibi, şarkıların görsel bir uzantısına dönüştürüyor.

STATICA‘nın en büyük başarısı herkesin seveceği bir EP olmak değil.

İnsanları aynı anda hem rahatsız edebilmesi hem de meraklandırabilmesi. Avenged Sevenfold uzun zamandır dinleyicinin beklentilerini karşılayan bir grup olmaktan çıktı. Artık yeni beklentiler oluşturmaya çalışan bir grup.

Belki de bu yüzden ilk dinleyişte anlamak kolay olmuyor. Çünkü bazı albümler ve bazı şarkılar ilk dinleyiş için yazılmaz. STATICA da onlardan biri.

Yıllar sonra bu EP nasıl hatırlanacak, bunu zaman gösterecek.Ama bugün rahatlıkla şunu söyleyebilirim:Avenged Sevenfold artık yalnızca bir müzik türünü temsil etmiyor.Bir düşünme biçimini temsil ediyor.

Belki de sanatın en değerli yanı da tam olarak budur.Bize zaten bildiklerimizi tekrar etmek yerine, hiç düşünmediğimiz bir yerden bakmayı önermek.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir