Rock müzik tarihinde bazı hikâyeler yıllar süren mücadelelerin ardından yazılır, bazıları ise doğru zamanda karşılaşılan tek bir fırsatla bambaşka bir yöne evrilir. Anna Cara’nın hikâyesi ise bu iki unsurun kusursuz bir birleşimi.İngiltere’nin kuzeydoğusundan çıkan genç gitarist, yıllarca sosyal medya üzerinden paylaştığı performans videolarıyla dikkat çekmeye çalışırken bir gün Alice Cooper’ın uzun yıllardır birlikte çalıştığı gitarist ve yapımcı Tommy Henriksen’in radarına girdi. Bu karşılaşma sadece Crossbone Skully’nin kapılarını açmakla kalmadı, aynı zamanda Anna’yı dünyanın en ikonik rock gruplarından birinin sahnesine taşıdı.
Henüz 22 yaşında Alice Cooper’ın turne grubuna katılan en genç gitarist olan Anna Cara, aynı zamanda grubun üçüncü kadın ve ilk Britanyalı üyesi olarak da tarihe geçti. Ancak onun hikâyesini özel kılan şey yalnızca bu unvanlar değil; müziğe duyduğu tutku, çalışkanlığı ve hayallerinden vazgeçmemesi.
Alice Cooper’ın 13 Haziran’daki Türkiye konseri öncesinde Anna Cara ile kariyer yolculuğunu, Alice Cooper ailesinin bir parçası olmayı, Crossbone Skully’yi ve Tommy Henriksen ile olan yaratıcı ortaklığını konuştuk.
Enes: Alice Cooper’ın grubuna katılma hikâyen oldukça sıra dışı. Alice’in ekibinin seni internet üzerinden keşfettiğini ilk öğrendiğin ana geri dönecek olsak, o anda neler hissettin?
Anna: İnternette fark edildiğim ilk an Tommy Henriksen sayesinde oldu. Crossbone Skully’ye katıldığımda bana tamamen yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Hayatımı değiştiren bir deneyimdi. Alice Cooper’ın grubuna katılmam için beni önerdi ve süreç boyunca bana sürekli destek oldu. Bu benim için inanılmaz bir şeydi çünkü bu her zaman kurduğum bir hayaldi. Alice’e ve ekibine bana bu fırsatı verdikleri için tarifsiz derecede minnettarım.
Enes:Pek çok genç müzisyen internette fark edilmek için yıllarca mücadele ediyor. Geriye dönüp baktığında, hiç vazgeçmeyi düşündüğün veya fırsatın gelmeyeceğini hissettiğin bir dönem oldu mu?
Anna: Asla vazgeçmek istemedim. Elbette bazen fırsat elde edip edemeyeceğinizi sorguladığınız günler oluyor. Ama tam da bu yüzden denemeye ve paylaşmaya devam etmelisiniz. Çünkü durursanız ne olacağını asla bilemezsiniz. Tommy’nin videolarımdan birine rastlamasından bir gün önce paylaşım yapmayı bırakmış olabilirdim ve o zaman bunların hiçbiri yaşanmazdı. Kelebek etkisinin işleyişi diyebiliriz.
Enes: Henüz 22 yaşındayken Alice Cooper’ın turne grubuna katılan en genç gitarist oldun. Böylesine efsanevi bir kadroya dahil olurken baskı mı daha ağır bastı, yoksa heyecan mı?
Anna: Elbette böyle efsanelerle aynı sahneyi paylaşmak heyecan verici olduğu kadar insanı biraz da geriyor. Hepsi inanılmaz müzisyenler. Ancak ben yaptığım her işte çok çalışır ve hazırlığımı eksiksiz yaparım. Bu yüzden herkesle ilk kez çalmak benim için heyecan verici ve çok eğlenceliydi. Üstelik sadece harika müzisyenler değiller, aynı zamanda çok iyi insanlar. Alice ve eşi Sheryl bana karşı son derece misafirperver ve cömert davrandılar. Grup ve ekip sayesinde kendimi bir ailenin parçası olmuş gibi hissediyorum. Aramızdaki enerji ve arkadaşlık çok keyifli. Konser öncesi, sırası ve sonrasında her zaman harika vakit geçiriyoruz.
Enes:Aynı zamanda Alice Cooper’ın grubuna katılan üçüncü kadın ve ilk Britanyalı müzisyensin. Bu başarı senin için kişisel olarak ne ifade ediyor?
Anna: Bunu düşünmek gerçekten çılgınca, vay canına. Bunun benim için ne ifade ettiğini kelimelere dökmekte zorlanıyorum. Yıllar boyunca gelişmeme yardımcı olan ve beni bu noktaya taşıyan herkese karşı kendimi çok şanslı ve minnettar hissediyorum. Alice Cooper grubuna katılmak benim için çok şey ifade ediyor çünkü gitara başladığım dönemde Orianthi ve Nita Strauss’u izliyor, bir gün onların yerinde olmanın hayalini kuruyordum. Bir hayalimin gerçeğe dönüşmesine tanıklık edecek kadar şanslıyım.
Enes: Alice Cooper’ın grubunda yıllar boyunca birçok önemli gitarist yer aldı. Bu mirasa saygı gösterirken kendi karakterini ve sahnedeki kimliğini nasıl koruyorsun?
Anna: Bu kadar yetenekli ve efsanevi gitaristlerle aynı çizgide anılmak büyük bir onur. Seti öğrenirken solo bölümlerinin orijinallerine sadık kalmasına dikkat ettim. Bazı bölümlere kendi tarzımdan küçük dokunuşlar ekledim ama önceliğim her zaman benden önceki gitaristlerin mirasına saygı göstermekti. Alice de bunu teşvik ediyor. Kopyalar istemiyor. Müziğe ve şova hizmet ederken kendi enerjisini ve tarzını ortaya koyabilen insanlarla çalışmak istiyor.
Enes: İnternette müzik paylaşmaktan dünyanın dört bir yanında binlerce kişinin karşısında sahne almaya uzanan bir yolculuk yaşadın. Turnelerde “Tamam, bu gerçekten oluyor” dediğin özel bir an oldu mu?
Anna: Alice, School’s Out solosunun başında bana her işaret ettiğinde bu bana inanılmaz derecede gerçeküstü geliyor. Her seferinde. Ayrıca Poison’ın başında, babamın hâlâ benim gitara yeni başladığım yıllarda bu şarkıyı çaldığım bir videosunu sakladığını düşünüyorum. Kanepede oturup set listesine eşlik ettiğim günleri hatırlıyorum ve şimdi gerçekten sahnede Alice ile birlikte bu şarkıyı çalıyorum. Bu hissin bir benzeri yok.
Enes: Bir rock efsanesiyle turneye çıkmak pek çok müzisyenin hayalini süsler. Gruba katılmadan önceki beklentilerinle karşılaştırdığında, turne hayatında seni en çok şaşırtan şey ne oldu?
Anna: Hayal ettiğim kadar eğlenceli olduğunu söyleyebilirim. Konserlerin ötesinde, birlikte geçirilen zaman bu deneyimi özel kılıyor. İster grup yemekleri olsun ister film geceleri. Alice ve Sheryl yakın zamanda bizi Mortal Kombat izlemeye davet ettiler ve bu çok eğlenceliydi. Grup ve ekip içinde gerçekten aile benzeri bir atmosfer var. Bu sayede asla unutamayacağım güzel anılar ve deneyimler biriktirdim. Daha fazlasını yaşamak için sabırsızlanıyorum.
Enes: Sahne ışıkları ve konserlerin ötesinde, Alice Cooper’ın turne ekibindeki günlük yaşam hakkında hayranları şaşırtabilecek bir şey paylaşabilir misin?
Anna: Bunun kimseyi şaşırtacağını sanmıyorum ama sahnede olduğu kadar sahne dışında da büyülü bir deneyim yaşanıyor. Herkes birbirleriyle çok iyi anlaşıyor, çok çalışıyor ve zor günlerde bile birlikte gülmeyi başarıyor. Bu gerçekten harika bir şey.
Enes: Her gitarist zamanla kendine özgü bir müzikal kimlik geliştirir. Bugünkü tarzını şekillendiren sanatçılar, albümler veya müzik dışındaki ilham kaynakları nelerdir?
Anna: Kesinlikle Gary Moore, Zakk Wylde, Tony Iommi, Orianthi ve Eddie Van Halen, gitara başladığım günden bu yana tarzımı şekillendiren isimler oldu. Victims of the Future, Corridors of Power ve Run for Cover gibi Gary Moore albümlerini sürekli dinlerdim. Ayrıca yıllar boyunca tarzımı en çok şekillendiren kişi babam Steve oldu. Babamın bana verdiği en önemli tavsiye ritim gitarını, bend tekniğini ve vibratoyu ustalaşana kadar çalışmam yönündeydi.
Enes: Gitar çalma tarzını birkaç kelimeyle tanımlaman gerekseydi hangi kelimeleri seçerdin? İnsanların seni dinlediğinde ne hissetmesini umuyorsun?
Anna :Müzik çalarken aklıma her zaman ilk gelen kelime “duygu” oluyor. Eğer duyguyla çalmıyorsam bunun bir anlamı yok. Sanırım gitarı her zaman bu kadar sevmemin nedeni de bu; çünkü duyguları ifade etmenin harika bir yolu.
Enes: Geleceğe baktığında, önümüzdeki yıllarda ulaşmayı en çok heyecanla beklediğin kişisel veya müzikal hedefler neler?
Anna: Crossbone Skully’nin bir sonraki çalışmasını gerçekten büyük bir heyecanla bekliyorum. Uzun zamandır üzerinde çalışılıyor ve Tommy’nin ortaya çıkardığı şeyi insanların duyması için sabırsızlanıyorum. Ayrıca bu, gitar performansımın da yer aldığı ilk Crossbone Skully albümü olacak. Bu yüzden benim için ayrı bir heyecan taşıyor.
Enes: Crossbone Skully son dönemde büyük ilgi görüyor. Bu projede seni en çok heyecanlandıran şey nedir ve yaratıcılığının farklı bir yönünü ortaya koymana nasıl olanak sağlıyor?
Anna: Bu projeyi gerçekten çok seviyorum. Katıldığım ilk grup Crossbone Skully oldu. Müziğini seviyorum, atmosferini seviyorum ve çizgi roman tarafını da çok seviyorum. Son derece yaratıcı bir proje ve gördüğü ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Grubun ve projenin genel olarak neler başarabileceğinin henüz çok küçük bir kısmını gördük.
Enes: Tommy Henriksen, rock müziğin en çok yönlü müzisyenlerinden, söz yazarlarından ve sahne insanlarından biri olarak görülüyor. Onunla çalışmak nasıl bir deneyim ve Crossbone Skully’ye katıldığından beri ondan öğrendiğin en önemli şeyler neler oldu?
Anna: Kesinlikle öyle. İnanılmaz derecede çok yönlü biri ve buna rağmen son derece mütevazı kalmayı başarıyor. Tommy ile çalışmak yıllar içinde gelişmeme büyük katkı sağladı. Gitar çalma becerimden kayıt süreçlerine, sahne performansımdan müzikal üretimime kadar her konuda beni daha ileriye taşıdı. Bugün bulunduğum noktada onsuz olmam mümkün değildi.
Enes: Alice Cooper çok yakında Türkiye’de sahne alacak. Turne boyunca farklı ülkelerdeki seyirciler arasında enerji veya atmosfer açısından dikkatini çeken farklılıklar oldu mu? Ayrıca Türkiye’de sahne almak konusunda özellikle merak ettiğin veya heyecan duyduğun bir şey var mı?
Anna: Bu benim Türkiye’ye ilk gelişim olacak. Sahneye çıkmak ve hayranlarla buluşmak için sabırsızlanıyorum. Yeni yerler keşfetmeyi her zaman sevmişimdir. Bu kadar çok yeni yeri ziyaret edebilmek gerçekten harika.
Enes: Son olarak, bugün geçmişe dönüp internete videolar yükleyen genç Anna Cara ile konuşabilseydin ona ne söylemek isterdin?
Anna: Hayallerinden asla vazgeçme derdim. Kulağa klişe gelse de bu gerçekten doğru. Azim ve sıkı çalışmayla istediğin her şeyi başarabilirsin.
Az bütçeli cosplay, çizgi roman koleksiyoncusu ve müziğin çeşitli yönlerindeki gizemleri arayıp sizlerle paylaşıyorum.